• Şimdiye kadar elde edilen araştırma sonuçlarına göre:
  • Korona virüsü, iklim özellikleri fark etmeksizin (soğuk, sıcak, nemli ya da kurak) tüm bölgelerde yayılabilmektedir. DSÖ’nün altını çizdiği bir diğer nokta ise, soğuk havanın Korona virüsünü ortadan kaldırmayacağıdır. Sıcaklık ve hava durumundan bağımsız olarak, insanların vücut ısısının daha önemli olduğu ve bu ısının da 36.5 ve 37 derece olması gerektiği bilgilendirme notunda paylaşılmıştır.
  • Sıcak duş almak Korona virüsüne yakalanmayı engellemez. Dünya Sağlık Örgütü alınan duşun sıcaklığına rağmen insan vücudunun iç ısısının değişmediğini yani, 36,5 ile 37 derece arasında kaldığını tekrarlamaktadır.
  • Sivrisineklerin Korona virüsünü insanlara yaydığına dair bir bilgi mevcut değildir. DSÖ, Korona’nın bir solunum yolu virüsü olduğuna, öksürme ve hapşırmayla ya da tükürük ve mukustan havaya karışan damlacıklarla bulaştığına dikkat çekmektedir.
  • Restoranlarda ve alışveriş merkezlerinin tuvaletlerinde gördüğümüz el kurutucuların Korona virüsünü öldürdüğü şeklindeki söylentilerin doğruluk payı yoktur. Dünya Sağlık Örgütü, ellerdeki virüsü yok etmenin en iyi yolunun su-sabun ya da alkol bazlı el dezenfektanları olduğunu belirtmiştir.
  • Morötesi (ultraviyole) dezenfekte lambalarının ellerde ve vücudun diğer bölgelerinde kullanılmasını Dünya Sağlık Örgütü önermemektedir. Ultraviyole ışınlar deride tahrişe neden olabilmektedir.
  • Salgının ilk günlerinde birçok ülke önlem olarak özellikle hava alanlarına termal kameralar yerleştirmiş ve ateşi olanları tespit ederek Korona virüsüne bağlı enfeksiyon taşıyıp taşımadıklarına bakmışlardı. Ancak, Dünya Sağlık Örgütü zaman geçtikçe, Korona virüsünün sadece ateşle kendini göstermediğinin altını çizmektedir.
  • İnsanların tüm vücudunu alkol ya da klorla temizlemesi, Korona virüsünü engellemez. Uygun miktarda kullanılan alkol ve klor, sadece yüzeylerin dezenfekte edilmesinde etkilidir.
  • Zatürre aşısı, Korona virüsünü karşı koruma sağlamamaktadır.Korona virüsünün en ağır komplikasyonu zatürre ve solunum yetmezliğidir. O nedenle akla gelen ilk sorulardan biri, zatürre aşısının virüse karşı koruma sağlayıp sağlamadığı olmuştur. DSÖ’ye göre, bu sorunun yanıtı ‘’hayır.’’ Covid-19 yep yeni bir virüstür ve kendi aşısının üretilmesi gerekmektedir.
  • Tuzlu su gargarası, soğuk algınlığının daha hızlı atlatılmasına yardımcı olmaktadır. Ancak, DSÖ, tuzlu su gargarasının solunum yolu enfeksiyonları veya Korona virüsü üzerinde önleyici bir etkisi olmadığının altını çizmiştir.
  • Dünya Sağlık Örgütü sarımsak yemenin insanları yeni Korona virüsünden koruduğuna dair bir bulgu olmadığını belirtmiştir.
  • Salgının başından bu yana Korona virüsünün özellikle 65 yaş üstünü etkilediği, gençlere bulaşma riskinin düşük olduğu dile getirildi. Ancak, Korona virüsü yaş sınırı tanımamaktadır. Her yaştan insan bu virüse yakalanabilir. Yaşlılar, astım, şeker, kalp hastalığı olanlar bağışıklıkları daha zayıf olduğu için komplikasyonlara daha açıktır.
  • Antibiyotikler yaygın kanının aksine, Korona virüsünün tedavisinde ya da önlenmesinde rol oynamamaktadır. Bu tür ilaçlar, sadece bakteri kaynaklı hastalıkları tedavi etmektedir. Covid-19 ise, bakteri değil virüstür. Ancak, DSÖ, Korona virüsü nedeniyle hastanede tedavi altına alınan hastaların, ilave ortaya çıkacak enfeksiyonlar için, gerektiğinde antibiyotik verilebildiğini belirtmektedir.
  • Şu anki tedaviler sadece virüse bağlı gelişen farklı semptomları azaltmaya yöneliktir. DSÖ, Korona virüsüne yönelik bazı tedavi denemelerinin halen klinik deneylerde test edildiğini belirtmektedir.

Kaynak: https://www.who.int/emergencies/diseases/novel-coronavirus-2019/advice-for-public/myth-busters