Kenevir veya kendir, Cannabaceae familyasına ait 50 cm’den 3 m’ye kadar büyüyebilen tek yıllık bir bitkidir. Anavatanı Asya olan bu bitki, çeşitli yollar izleyerek tüm dünyaya yayılmıştır. Günümüzde yaygın olan iki alt türü bulunmaktadır. Bunlar; Cannabis sativa ve Cannabis indica’dır. Lif üretimi için kullanılan ve endüstriyel öneme sahip olan Cannabis sativa en yaygın olarak bilinen türüdür. Tekstil endüstrisi dışında, yağ, gıda takviyesi, ilaç, hayvan yemi, kâğıt, kozmetik, inşaat, otomotiv, enerji gibi çok farklı sektörlerde kullanılmaktadır. Diğer türün, Cannabis indica, narkotik özellikleri nedeniyle üretimi yetiştirilmesi Türkiye dahil pek çok ülkede özel izne ve denetime tabidir.

İnsanlık tarihinde yetiştirilmiş ilk kültür bitkilerinden birisidir. Arkeolojik araştırmalarda MÖ 8000 yıllarında kenevirden üretilmiş kumaş kalıntılarına rastlanılmıştır. MÖ 1500 yıllarda da Anadolu’da kenevir üretimi yapıldığı bilinmektedir. Tarihte daha çok liflerinin tekstil sektöründe kullanılmasıyla gelişen kenevir, pamuk lifinin kullanılmasıyla birlikte tekstil sektöründe yerini pamuğa bırakmıştır.

Farklı ülkelerde kenevir üretimine yasal olarak izin verilmiştir. Üretimde Çin öncü ülke olup yılda yaklaşık 44.000 ton ile dünya üretiminin % 40’ını gerçekleştirmektedir. Şili, Güney Amerika’nın, Fransa ise Avrupa’nın en büyük üreticisidir. Yayınlanan bir rapora göre, küresel endüstriyel kenevir pazar büyüklüğünün 2025 yılına kadar 10,6 milyar ABD dolarına ulaşması beklenmektedir.

Kenevir bitkisinde THC (Tetrahydrocannabinol) ve CBD (Cannabidiol) adında iki temel madde bulunmaktadır. THC psikoaktif bir maddedir ve uyuşturucu olarak kullanılır. Kenevirin yasaklanmasındaki asıl nedenlerden biri, dişi kenevirin üst kısmında yoğun olarak bulunan THC maddesinin keyif verici ve bağımlılık yapıcı madde olan esrar olarak kullanılmasıdır. Endüstriyel amaçlı üretilen kenevirlerde yasal olarak THC oranı %0.3’ün altındadır. Uyuşturucu olarak kullanılan kenevir ise %5 ila %20 aralığında THC içerebilir.

Buna karşın CBD psikoaktif olmayan ve tıbbi özellikleri bulunan bir maddedir. Yani uyuşturucu amaçlı kullanılamazlar. Bu açıdan bakıldığında kenevirin kontrollü üretiminin doğrudan bir zararı olmayabilir. CBD potansiyel sağlık yararları söz konusu olduğunda THC ile birçok benzerliğe sahiptir, ancak temel fark, psikoaktif olmayan bir madde olmasıdır.

CBD, kenevir bitkisinde bulunan en kritik kannabinoidlerden birisidir. Kannabinoidler; immün sistem, iştah, ağrı, zevk hissi, duygu durum, hafıza gibi çeşitli fizyolojik süreçlerin düzenlenmesinde önemli role sahiptir. Kannabinoidler çeşitli hastalıkların tedavisinde veya semptomların hafifletilmesinde kullanılmaktadır.

Kannabinoidler, doğada çeşitli bitkilerde bulunurken, kenevir, CBD içerdiği bilinen tek bitkidir. Kenevir bitkisinde 113 kannabinoid bulunduğu ifade edilmektedir. CBD, THC ile aynı kimyasal formüle sahiptir ancak atomlar farklı bir düzendedir. Bu hafif fark THC’nin psikoaktif bir etki yaratmasına neden olurken, CBD’nin daha masum olmasını sağlamaktadır. Bu gerçek, CBD’yi tıbbi amaçlar için aldığınızda, bilişsel yetenekleriniz üzerinde çok az veya hiç fark edilmeyen bir etki ile istenmeyen rahatsızlıklarınızda bir rahatlama yaşayacağınız anlamına gelebilir.

Günümüzde kenevirden çok farklı yöntemlerle yağ çıkarılmakta olup bileşimlerine göre tüketime sunulmaktadır. Her ne kadar “yağ” olarak ifade edilse de, bunlar içerisinde çok ciddi farklılıklar bulunmaktadır.

Kenevir Yağı; Kenevir bitkisinin tohumlarından soğuk pres (Cold Press) yöntemiyle, yüksek ısıya maruz kalmadan sıkılmasıyla elde edilmektedir. Yağın büyük bir kısmı doymamış yağ asitlerinden oluşmaktadır. Besleyici değerinin yüksek olduğu belirtilmektedir.

CBD Yağı; Kenevir özü veya CBD (kannabidiol), CO2 veya çözücüler gibi bir yöntem kullanılarak kenevir çiçeğinden veya bütün kenevir bitkisinden çıkarılan yağdır. “Kenevir yağı” ifadesi bazen CBD Yağını belirtmek için kullanılır ve piyasada karışıklığa neden olabilir. CBD Yağı sahte tıbbi esrar olarak yorumlamak yanlıştır. CBD Yağı, yüksek konsantrasyonlarda CBD ve diğer kannabinoidler içeren endüstriyel kenevir çeşitlerinden elde edilir, ancak THC içermez ve tıbbi esrar takviyeleri veya ürünleri gibi psikoaktif bir etkiye neden olmaz.

Aslında CBD, insan vücudunda doğal olarak üretilen endokannabinoidin bir türevidir, yani vücudumuzda zaten mevcut. Brokoli gibi bazı besinlerde de bulunan endokannabinoidin en çok kenevirde bulunması, bitkiyi önemli kılmaktadır. Çünkü kannabinoidler merkezi sinir sistemi hücrelerindeki alıcılara ulaşıyor. Yani vücudun her bir organı ve bölümü kannabinoid tüketimimizden etkileniyor. Etkileri arasında bağışıklık sistemini güçlendirmek, beyin işlevini artırmak, stresle başa çıkmak ve hatta hücrelerde homeostaz adı verilen dengeyi korumak gibi birçok özellik sayılmaktadır.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) CBD ile ilgili henüz net kararını vermemiştir. Bu ürünlerin üretim süreci, ilaç onay sürecinin bir parçası olarak FDA incelemesine tabi tutulmamış ve bu ürünlerin kullanım amaçları için etkili olup olmadıklarına, uygun dozajın ne olduğuna dair FDA değerlendirmesi yapılmamıştır. FDA onaylı ilaçlarla nasıl etkileşime girebilecekleri ya da tehlikeli yan etkileri veya diğer güvenlik endişeleri olup olmadığı henüz netlik kazanmamıştır. Ajans, çeşitli CBD ürünlerinin yasal olarak pazarlanması için potansiyel yolları araştırmak için üst düzey bir iç çalışma grubu kurmuştur. Ajansın ilaç geliştirme ve ilaç onayları için köklü bir yolu olduğu ajansın CBD ürünleri ile ilgili düzenleyici politikalarını değerlendirileceği belirtilmektedir. FDA, CBD ile ilgili pek çok soruyu ele almak için çalışmalarını sonbahar başında rapor etmeyi planladığını açıklamıştır

Mevcut kanıtlara dayanarak, FDA, THC ve CBD ürünlerinin Gıda Takviyesi tanımından çıkarılması sonucuna varmıştır. FDA’nın mevzuatına göre her ne kadar bazı maddelerin ilaç olarak onaylanmasından önce veya bu süreçte Gıda Takviyesi veya Geleneksel Gıda olarak pazarlanması bulunsa da, FDA mevcut kanıtlar doğrultusunda THC ve CBD içeren ürünlerin bu kapsam dışında tutulmasına karar vermiştir. Kenevir bitkisinin THC veya CBD içermeyen bölümlerinden üretilen maddeler bu ayrımın dışında kalabileceği ve bu nedenle Gıda Takviyesi olarak pazarlanabileceği belirtilmiştir. Buna ilaveten ABD’de eyaletler arası ticarette, THC veya CBD’nin eklendiği bir gıda satmanın (herhangi bir hayvansal gıda veya yem dahil) yasal olmadığı FDA tarafından ifade edilmiştir.

FDA, Aralık 2018’de kenevir tohumundan elde edilen kabuklu kenevir tohumu, kenevir tohumu protein tozu ve kenevir tohumu yağı için değerlendirmesini tamamlayarak bu ürünlerin güvenli olduğu sonucuna varmıştır. Kenevir tohumları, Cannabis sativa bitkisinin tohumları olup doğal olarak THC veya CBD içermezler. Bu nedenle söz konusu ürünlerin gıda maddesi olarak pazarlanabileceği belirtilmiştir.

Bununla birlikte FDA, bir Cannabis türevi ve üç Cannabis ile ilgili ilaç ürününü onaylamıştır. Bu onaylanmış ürünlere yalnızca lisanslı bir sağlık hizmeti sağlayıcısının reçetesi ile ulaşılabilmektedir. FDA, 2 yaş ve üstü hastalarda Lennox-Gastaut veya Dravet sendromu ile ilişkili nöbetlerin tedavisi için CBD’sinin saflaştırılmış bir formunu içeren Epidiolex ilaç maddesini onaylamıştır. Bu, FDA’nın bu özel ilaç ürününün kullanım amacı için güvenli ve etkili olduğu sonucuna vardığı anlamına gelir.

AB ortak tarım politikası, THC içeriğinin% 0,2’yi aşmaması koşuluyla, kenevir bitkisinin endüstriyel kullanımlar için belirli çeşitlerinin yetiştirilmesini desteklemektedir. AB ayrıca, standart tıbbi ürünler, bitkisel ilaçlar, gıda ve gıda takviyeleri, kozmetikler, genel ürün güvenliği vb. tanımları içeren düşük THC ürünlerinin satışına yönelik çeşitli yönerge ve düzenlemeler bulunmaktadır. 2017’den beri, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Avusturya da dahil olmak üzere bazı AB ülkelerinde bitkisel kenevir ve kenevir yağları satılmaktadır. Satışlar, bu ürünlerin sarhoş edici etkisi olmadığı veya çok az olduğu ve bu nedenle uyuşturucu yasaları kapsamında kontrol edilmediği iddiasına dayanarak gerçekleşmektedir.